— Ama belki de artık gerçeği öğrenmenin zamanı gelmiştir.

O anda salonun içindeki her şey silinmiş gibiydi. Demir ailesinin öfkeli sesleri, davetlilerin fısıltıları, bardakların şıngırtısı… hepsi uzaklaştı. Dedeme doğru eğildim. O da yavaşça ayağa kalktı, bir an sandalyesinin arkalığına yaslandı ve sonra dimdik durdu.

— Gidelim buradan, — dedim alçak sesle.

Kimse bizi durdurmadı. İnsanlar sessizce yol açtı. Bazıları gözlerini kaçırdı, bazılarıysa bize şaşkınlıkla, hatta saygıyla baktı. Sanki iptal edilen bir düğünden daha büyük bir şeye tanıklık ettiklerini hissediyorlardı. Dışarı çıktığımızda gece serinliği yüzüme çarptı. Mehmet Yılmaz derin bir nefes aldı ve o gün ilk kez omuzlarının gevşediğini fark ettim.

— Torunum, — dedi sakin bir sesle, — beni sonuna kadar dinle. Para için değil. Gösteriş için değil. Gerçek için.

Şehrin ışıklarına baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı:

— Kırk yılı aşkın süre önce küçük bir lojistik şirketi kurdum. Tek başıma. Ne bağlantım vardı ne de arkamda bir isim. Geceleri depoda uyudum, gündüzleri çalıştım. İki kez her şeyimi kaybettim. Üçüncü denemede başardım. Şirket büyüdü, ülke dışına açıldı, sonunda uluslararası bir grubun parçası oldu. Ben ise geri planda kaldım. Bu benim tercihimdi.

Onu sessizce dinledim.

— Bugün, — diye devam etti, — o grubun en büyük hissedarlarından biriyim. Lüks içinde yaşayabilirdim. Ama huzuru seçtim. Ve senin, insanları paralarıyla değil, karakterleriyle ölçen biri olarak büyümeni istedim.

Boğazım düğümlendi.

— Neden bana hiç söylemedin?

Hafif, hüzünlü bir tebessüm etti.

— Çünkü kim olduğunu, etrafında para yokken görmek istedim. Ve yanında kimlerin kalacağını bilmek istedim, senin sunacak hiçbir şeyin yokken.

Tam o sırada kapılar sertçe açıldı. Ahmet Demir öfkeyle dışarı çıktı, arkasında Zeynep Demir vardı. Elif Demir birkaç adım geride, bembeyaz bir yüzle, sanki ayaklarının altındaki zemin kaybolmuş gibi duruyordu.

— Bu bir rezalet! — diye bağırdı Ahmet. — Bizi herkesin önünde küçük düşürdün!

Dedem ona döndü. Sesi ne yükseldi ne de titredi.

— Sizi ben küçük düşürmedim. Siz kendinizi gösterdiniz.

Ahmet alaycı bir kahkaha attı.

Bunlar da İlginizi Çekebilir