KÜÇÜK YAŞTAN BERİ YALNIZ UYUYAN BİR KIZ ÇOCUĞU
Elif daha anaokuluna giderken, onu kendi odasında uyumaya alıştırdım.

Bunu onu sevmediğim için yapmadım.
Tam tersine… Onu yeterince sevdiğim için yaptım. Çünkü bir çocuk, sürekli bir yetişkinin kollarına tutunarak büyüyemez.

Elif’in odası evin en güzel odasıydı.


— İki metre genişliğinde, neredeyse iki bin dolara alınmış kaliteli bir yatak
— Hikâye kitapları ve çizgi romanlarla dolu raflar
— Özenle dizilmiş peluş oyuncaklar
— Yumuşak, sıcak, sarı bir gece lambası

Her gece ona bir masal okurdum, alnından öperdim ve ışığı kapatırdım.

Elif hiçbir zaman yalnız uyumaktan korkmamıştı.

Ta ki…
Bir sabaha kadar.

“Anne, yatağım çok dardı…”
O sabah kahvaltı hazırlarken, Elif dişlerini fırçalayıp mutfaktan çıktı, belime sarıldı ve uykulu bir sesle konuştu:


“Anne… Dün gece iyi uyuyamadım.”

Döndüm ve gülümsedim.

“Neden tatlım?”

Elif kaşlarını çattı, bir süre düşündü ve sonra dedi ki:

“Yatağım… çok dardı.”


Güldüm.

“Yatağın iki metre genişliğinde ve tek başına yatıyorsun. Nasıl dar olabilir? Yoksa oyuncaklarını ve kitaplarını toplamayı mı unuttun?”

Elif başını salladı.

“Hayır anne. Tertipliydi.”

Saçlarını okşadım. Bunu basit bir çocuk şikâyeti sandım.


Ama yanılıyordum.

Beni Huzursuz Eden Tekrar Eden Sözler
İki gün sonra…
Sonra üç gün…
Sonra koca bir hafta.

Her sabah benzer şeyler söylemeye başladı:

“Anne, iyi uyuyamadım.”
“Yatağım çok küçüktü.”
“Sanki biri beni kenara itiyordu.”

Bir sabah, kanımı donduran bir soru sordu:

Bunlar da İlginizi Çekebilir