Kızıma bu adamla evlenme dedim beni dinlemedi, beni çok seviyor anne bende onu seviyorum bizi kimse ayıramaz dedi. Damadı gözüm hiç tutmamıştı, baban yaşasaydı asla izin vermezdi dedim, ama ne yaptiysam evlenmelerine engel olamadım. Tek evim vardı onuda kızıma verdiğim için bende mecburen onlarla birlikte yaşamak zorunda kaldım. Kızım çalışıyor damat yiyordu resmen, girdiği her işten birkaç hafta sonra çıkıyordu. Sesim çıkmasın diye bana hizmet ediyor kahvaltimi hazırlıyordu, zamanla iyi anlaşmaya başladık, hatta bazen sohbet ediyor gülüyor eğleniyorduk, iyice yakınlaşmıştık. Birgün yine kızım işe gidince biz evde yalnız kalmıştık, yanıma geldi canım sıkılıyor biraz eğlenelimmi dedi…..Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisnz.
…Bir gün yine kızım işe gidince evde yalnız kalmıştık. Yanıma geldi,
“Anne, canım sıkılıyor. Biraz eğlenelim mi?” dedi.
Sesinde çocukça bir neşe vardı. Elindeki eski radyoyu gösterdi.
“Bunu bodrumda buldum, çalışıyor mu acaba?” dedi.
Gülümsedim. Uzun zamandır birinin bana anne demesine alışmaya çalışıyordum hâlâ.
“Çalışıyorsa eski türküler vardır içinde,” dedim. “Gençler sıkılır.”
Radyoyu açtık. Cızırtının ardından tanıdık bir melodi yayıldı odaya.
Gençliğim… rahmetli eşim… tek odalı evimiz…
Bir an gözlerim doldu.
Bunu fark etti. Hemen sustu, yanımda yere oturdu.
“Bir şey mi oldu?” dedi, sesi bu kez daha sakindi.
“Yok,” dedim. “Sadece eskiler geldi aklıma.”
Başını salladı.
“Biliyor musun,” dedi, “ben bu eve ilk geldiğimde senden çok korktum.
Beni hiç sevmeyeceğini sandım.”
İlk kez bu kadar açık konuşuyorduk.
“Sevmemek değil,” dedim, “kızımı korumaktı derdim.
Bir anne başka ne yapar ki?”
Derin bir nefes aldı.
“Haklıydın,” dedi. “Ben de hazır değildim. İşten işe savruldum.
Ama artık değişmek istiyorum.”
O gün uzun uzun konuştuk.
O anlattı, ben dinledim.
Hayatın onu nasıl oradan oraya savurduğunu,
kendini nasıl kaybolmuş hissettiğini…
Akşam olunca kızım geldi.
Üçümüz aynı sofraya oturduk.
Gülüştük.
İlk kez ev, gerçekten ev gibi hissettirdi.
Birkaç ay sonra iş buldu.
Düzenliydi bu kez.
Sabahları erkenden çıkıyor, akşam yorgun ama gururlu dönüyordu.
Bir gün bana bir anahtar uzattı.
“Anne,” dedi, “bu senin evinin anahtarı.
Burası bizim ama sen misafirsin.
İstersen git, istersen kal. Karar senin.”
O an anladım.
Bazen insanlar yanlış başlar ama doğru yerde öğrenir.
Bazen bir anne sadece direnmez…
Bazen bekler.
Ve beklemek de bir sevgidir.