Türk mutfağının vazgeçilmezi, neredeyse her yemeğin başrol oyuncusu olan karnıbaharla ilgili doktorlardan dikkat çeken açıklamalar geldi. Yıllardır “şifa kaynağı” olarak bilinen karnıbaharın, düzenli tüketildiğinde o hastalığa sebeb olduğu anlaşıldı.Bir dahiliye uzmanı durumu şu sözlerle özetliyor.O grupta yer alan kişilerin tüketmemesi gerekiyor…….
Son günlerde hastanelerin dermatoloji ve kadın-doğum polikliniklerinde art arda gelen başvurular, doktorları alarma geçirdi. Pek çok hasta aynı ifadeyi kullanıyordu: “Bende karnabahara benzeyen bir oluşum çıktı.” İlk bakışta masum gibi görünen, hatta bazı kişiler tarafından önemsenmeyen bu görüntünün ardındaki nedenler, uzmanların açıklamalarıyla birlikte bambaşka bir boyut kazandı.
Tıp dünyasında “karnabahar görünümü” olarak adlandırılan bu tablo, aslında belirli cilt ve mukozal değişimlerin halk arasındaki tanımı. Doktorlar, bu görünümün tek bir nedene bağlı olmadığını ancak büyük çoğunlukla ihmal edilen bazı faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığını vurguluyor. En çarpıcı detay ise, hastaların önemli bir kısmının aylarca hatta yıllarca bu durumu fark ettiği hâlde hekime başvurmayı ertelemesi.
Uzmanlara göre bu oluşumların en yaygın sebeplerinden biri, bağışıklık sisteminin zayıflaması. Yoğun stres, uykusuzluk, düzensiz beslenme ve uzun süreli yorgunluk, vücudun savunma mekanizmasını sessizce çökertiyor. Bağışıklık düştüğünde ise normalde baskı altında tutulan bazı virüsler ve cilt problemleri kendini göstermeye başlıyor. İşte tam bu noktada, “karnabahar” benzeri çıkıntılar ortaya çıkabiliyor.
Bir diğer dikkat çeken neden ise geç fark edilen enfeksiyonlar. Doktorlar, özellikle cilt ve genital bölgede oluşan bu tip görüntülerin, çoğu zaman erken dönemde ağrı ya da sızı yapmadığı için göz ardı edildiğini söylüyor. “Ağrım yok, demek ki önemli değil” düşüncesi, en büyük hatalardan biri olarak gösteriliyor. Çünkü bu süreçte oluşumlar yayılabiliyor ve tedavisi daha zor bir hâl alabiliyor.
Dermatoloji uzmanları, hastaların büyük bir bölümünün internetten okudukları yanlış bilgilerle kendi kendine çözüm aradığını da belirtiyor. Bitkisel karışımlar, kulaktan dolma yöntemler ve kontrolsüz ürün kullanımı, durumu iyileştirmek yerine daha karmaşık hâle getirebiliyor. Bir uzman şu cümleyi özellikle vurguluyor:
“Bu görüntü bir sonuçtur, sebep değil. Sebebi bulmadan yapılan her müdahale risktir.”
Hijyen konusu da açıklamalarda önemli bir yer tutuyor. Aşırı hijyen kadar yetersiz hijyenin de bu tür sorunları tetikleyebileceği belirtiliyor. Özellikle yanlış ürün kullanımı, cildin doğal dengesini bozarak bu tarz oluşumlara zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, “Temiz olmak başka, cildi savunmasız bırakmak başka” diyerek uyarıyor.
Kadın hastalıkları ve üroloji uzmanlarının ortak görüşü ise düzenli kontrolün hayati önemde olduğu yönünde. Çünkü bu “karnabahar” görünümü bazen sadece estetik bir sorun değil, vücudun verdiği bir alarm sinyali olabiliyor. Erken dönemde fark edilen vakalarda tedavi süreci çok daha kısa ve kontrollü ilerlerken, geç kalan hastalarda süreç hem psikolojik hem de fiziksel olarak yıpratıcı olabiliyor.
En çarpıcı noktalardan biri de şu: Hastaların büyük bir kısmı, bu durumu utanma veya çekinme nedeniyle kimseyle paylaşmıyor. Doktorlar bu sessizliğin tehlikeli olduğunun altını çiziyor. Çünkü gecikilen her gün, sorunun büyümesine neden olabiliyor.
Uzmanlar net konuşuyor:
“Karnabahar benzeri bir oluşum fark edildiğinde yapılacak ilk şey, paniğe kapılmak değil; vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak.”
Bu açıklamalar, aslında tek bir gerçeğe işaret ediyor. Vücut, çoğu zaman konuşur. Ama biz dinlemeyiz. Karnabahar görüntüsü de işte bu sessiz çığlıklardan biri olabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir